Biraz Kırmızı Biraz Siyah: “RednBlack”

Radyo Hacettepe röportaj serimiz devam ediyor! Bugünkü konuğumuz RednBlack grubu!

İpek ve Ezgi hoş geldiniz. Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.  RednBlack grubu olmasaydı da ikiniz de halihazırda profesyonel müzisyenlerdiniz. Ancak belirtmek lazım ki şu sıralar Twitch üzerinden canlı yayın bile yapıyorsunuz. Şu anda hayalini kurduğunuz şeyi yaptığınızı söyleyebilir misiniz?

  • İpek: Biz teşekkür ederiz. Evet dediğiniz gibi okulunu okuduğumuz bir işi yapıyoruz. Ben klarnet mezunuyum. Ezgi’nin de asıl enstrümanı viyola. Aslında hayalini kurduğumuz şeyi yapıyoruz, evet. Birbirimizden ve yaptığımız işten çok mutluyuz. Çeşitli mekanlarda çıkıyoruz. Twitch’den canlı yayınlarımızı devam ettiriyoruz. Bir dönem eğitmenlik de yapmıştık. Kendi kurduğumuz bir müzik okulu vardı. Çok yorucu ve yoğun bir takvimimiz vardı ama ona rağmen Twitch’de yayınlarımızı aksatmadan sürdürdük. Çünkü müziği odanızda ya da sizin güvende olduğunuz bir yerde yapmış olmayı çok seviyoruz. Anlatmak istediklerimizi daha yakından ve içten göstermek istiyoruz. Bu açıdan özellikle Twitch’deki dinleyici kitlemiz, arkadaşlarımız gibi oldu diyebiliriz ve bundan dolayı çok mutluyuz.

-Gerek ana akım olsun gerek alternatif, Türkiye’de iki kişilik bir müzik grubu olmak nadir olsa gerek. Nasıl bir his iki kişi müzik yapmak?

  • İpek: Aslında göründüğünden çok daha zor. Ancak bizim açımızdan değil. Çıktığımız mekanlardan ya da sektördeki işverenlerden sürekli iki kişi olmamızın yetersiz olduğuyla ilgili davranışlara maruz kalıyoruz. İki kişi bir mekana çıkarken “Yanınıza bir basçı verelim.” ya da “İpek diğer eline de bir tef al.” gibi şeylerle karşılaşıyoruz. Hatta sırf iki kişi olduğumuz için çağrılmadığımız festivaller bile var. Mekanlarda müzik yapmak iki kişilik bir grup olmanın haricinde de çok zor. Bize “akşam müşterileri eğleyecek insanlar” olarak yaklaşıyorlar. Halbuki biz her şeyin ötesinde sanatçıyız. Sahnede rahat edemiyoruz. Akşam 9’da çıkacağımız sahneye birkaç saat öncesinden geliyoruz ve sound test yapıyoruz. Yaptığımız testte bile “idare edin” deniliyor ve istediğimiz soundu alamıyoruz. Sound bizim için her şey olduğundan istediğimiz şeyi yapamadığımızda insanları da bekledikleri kadar eğlendiremiyoruz. Bu açıdan da tepkiyi biz alıyoruz. Kaldı ki hiç kaprisli insanlar olduğumuzu düşünmüyoruz. Zaten sadece biz değil Ceylan Ertem gibi daha popüler sanatçılar bile bu durumdan şikayetçi oldular. Türkiye’de bu durum biraz zor olabiliyor bu nedenle. Yurt dışına gezi amaçlı gittiğimizde birkaç kez müzik yapma şansımız olmuştu. Oralarda hiç garip karşılanmamıştık. Ama biz böyle çok mutluyuz. Birbirimizi çok iyi tamamlıyoruz. Hatta çoğu zaman sahneye prova bile almadan gidiyoruz. Çünkü birbirimizi bir göz hareketiyle anlayabiliyoruz.

-Yaptığınız işin yanında aynı zamanda çok yakın arkadaşsınız. İş haricindeki vaktinizi de hep beraber geçiriyorsunuz. Zor oluyor mu?

  • İpek: Hayır olmuyor. Çünkü birbirimizi de yaptığımız işi de çok seviyoruz. Hayatımızda “iş, ev ve hayat” gibi ayrımların olmaması hoşumuza gidiyor.
  • Ezgi: Mesela İpek salonda dizi izlerken yanına gidip “İpek bak bir beste yaptım, dinle.” diyorum. Bazı sivri hareketlerimizle katlanamaz olabiliyoruz ancak ben bunu da seviyorum. İpek bazen sevmiyor orası ayrı.
  • İpek: Ezgi neredeyse her gece uykusundan uyanıp buzdolabını açıyor ve bütün şekerli gıdaları tüketiyor. Gözü kapalı bir şekilde ama. Onu durdurmaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Birbirimizin böyle tuhaf rutinlerine şahitlik etmek, bir arada yaşamak ve işimizi de birlikte yapmak çok keyifli bir şey. Sivriliklerimizi ve farklılıklarımızı da müzik yaparken kullanıyoruz. Zaten grubumuzun ismi de bu farklılıktan geliyor.

-Şu anki jazza yakın hafif eğlenceli hafif melankolik tarzınızı değiştirmeyi planlıyor musunuz? Son single’ınız Sandım da hüzünlü bir şarkıydı.

  • Ezgi: Planlıyorsak da bunu biz bile bilmiyoruz. Çünkü o an ne hissediyorsak o şekilde müziğimizi yapıyoruz. Melankolik havamız da buradan geliyor. Eğlenceli ve rahat gözüksek de içimizdeki iyiye ve doğruya olan özlem biraz hüzünlü olarak arka planda ortaya çıkıyor. İnsanların kötü şeyler için motivasyon ve enerji harcamasına karşı bir memnuniyetsizliğimiz var. Hala savaşlar var. Hala insanlar birbirlerini öldürüyorlar. Zaten öleceğiz bari ölmeden iyi şeyler için uğraşalım istiyoruz. Bazen bunlar yüzünden öfkeleniyorum ama öfke de kötü amaca hizmet edeceği için kendimi sakinleştirip müzikle derdimi anlatıyorum. İpek’le birlikte bunu yapmak da bana ayrıca güç veriyor çünkü onun da aynı şeylere inandığını hissedebiliyorum.

-Son olarak müzikal açıdan şu an kendinizi nerede görüyorsunuz ve bundan sonra neler yapmayı planlıyorsunuz?

  • İpek: Ben müzisyen bir ailede doğdum ve büyüdüm. Çok erken yaşta sahne almaya başladım. O yüzden hiç başka bir şey yapmayı düşünmedim. O nedenle şu anki konumumuzdan çok memnunum. Ama bu memnuniyet stabil olmamızdan kaynaklanmıyor. Sürekli kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Çünkü müzik hiç bitmiyor. Sürekli kendini yeniliyor. Biz de kendimizi yeniliyoruz. Zaten istesek de istemesek de yenileniyor ve yeni şeyler anlatıyoruz. Çünkü vakit geçiriyoruz, büyüyoruz. Büyüdükçe farklı hissiyatlarla doluyoruz ve müziğimizde de bunları anlatıyoruz. Dolayısıyla kendimizi belirli bir tarzla kısıtlamak ve anılmak istemiyoruz. İçimizdeki duyguyu dışarıya çıkaran tarz her neyse onu bulmak için çabalıyoruz. Bugün her tarzın alternatifinin çıkmasını da bu açıdan destekliyoruz. Müziğin bir çok şeyin birleşimi olduğunu herkes görsün istiyoruz ve kendi müziğimizi de bunun üstüne kurguluyoruz.
  • Ezgi: Ben biraz daha idealist bir yolla müzisyen oldum. Babam mühendisti ve benim de o işi yapmamı istiyordu. Ailemden gizli yetenek sınavlarına girerek ve girdiğim her sınavda derece yaparak bu noktaya geldim. İpek’le tanıştığımdan beri de bu işi yaptığımız için çok mutluyum. Onun da dediği gibi sürekli daha iyiye daha fazlasına ulaşma isteğimizi ben de çok seviyorum. Bu gelişim isteği tutkumuzdan başka bir şeyden kaynaklanmıyor. Gelecekte de şu an yaptığımız işi yapmaya devam edeceğiz.

-Çok teşekkür ederiz. İstediğiniz ve anlattığınız gibi daha iyi bir dünyada sizi yeniden burada görmek isteriz.

  • Biz davetiniz için teşekkür ederiz. Çok mutlu olduk. Görüşmek üzere.

Bu yazıyı paylaşın:
Next Post
Underdogs: Jauz
Previous Post
“Şimdi Nerede?”: Grunge (Müzik türü)

Başlıklardan...

Menu