Unortodox: Kabuğunu Paramparça Eden Bir Kadının Hikayesi

Unortodox 2020 yapımı Netflix mini dizisi olarak izleyiciyle buluşmuştur. Dizide tüm hayatını Amerika Birleşik Devletleri’nin Willamsburg şehrinde geçiren Esty’nin hikayesini izliyoruz. Williamsburg gerçekte de hikayede anlatıldığı gibi Yahudilerin, hatta katı Yahudilerin, bulunduğu bir şehir. Elbette, şehirde sadece Yahudiler yaşamıyor. Dizide, Esty’nin içinde bulunduğu Yahudi topluluğu karşımıza dış dünyadan soyutlanmış ve sadece kendi komünleriyle bağları olan kişiler olarak karşımıza çıkıyor. Gerçeği böyle midir tam olarak bilmesem de Yahudilerin gündelik hayat pratiklerinin dinleri tarafından sınırlandırıldığı aşikar. Esty işte tam da bu sınırlandırmadan kaçmak istiyor. Dizinin ana hikayesi de bu kaçma deneyimi üzerinden işleniyor.

Dizide Esty’nin ergenliğe girdiği dolayısıyla saçlarını kazıyıp peruk taktığını, evlenme çağına geldiğinde doğal yollarla değil komün içinde bir ayarlamayla evlendirildiğini görüyoruz. Esty’nin bu durumlardan biraz rahatsız olduğunu, çekindiğini onunla deneyimliyoruz. Esty’nin bu koşulları kabullenişi hatta sürdürmesi izleyiciye rahatsızlık veriyor olabilir. Ancak o daha yetişkin bile sayılamayacak yaştadır. Ara ara yaşadığı pratikleri sorgulasa da ona sunulan bu pratikler kutsal olarak atfedildiği için bu sorgulamayı bastırmaktadır. İçinde yaşadığı topluluk onu öylesine sarmış ve yaşadığı deneyimi normalleştirmiştir ki Esty Almanya’ya gidene kadar nelere sahip olabileceğini tahmin dahi edemiyor. Tek isteği ‘şarkı söylemek’ken kadın olduğu için bu pratik yasaktır. Ne kadar basit değil mi? Şarkı söylemek. Günlük hayatımızda spontane şekilde gerçekleştirebileceğimiz bir eylem. Bu Esty için bu maalesef aynı kolaylıkla gerçekleşmiyor. Kimse de bu kutsal gücü sorgulayıp yıkmadığı için modern dünyada hiçbir anlamı olmayan şarkı söyleme eylemi kadına yasaktır.

İşte Esty’i topluluğunu sorgulamaya ve ondan kopmaya iten ana güç budur..

Bireyin içinde yaşadığı toplumu sorgulaması ve kendine yeni bir hayat görüşü benimsemesinin zorluğunu dizide Esty ile deneyimliyoruz. Belirli açılardan toplumunun sınırlarından çıksa da dış dünya onun için fazla bilinmezli yabancı bir dünyadır. Sorgulamanın insana ne kadar yük bindirdiğini, hayatın boyunca sana sunulan doğruları yanlış olarak nitelendirmenin ne denli zor olduğunu Esty üzerinden görüyoruz. Esty asla yalnız değil. Onun gibi kaçmak isteyen, başaran ya da başaramayan, milyonlarca kadın hayatın akışında kendine yer buluyor. Dizi umarım adım atmaya yeltenen ama o cesareti kendinde göremeyenlere dokunmuştur. Çünkü, ben Esty karakterinin deneyimlediği tüm despotluktan onu çekmek istedim. Bunu dışarıdan bir elin başarması tabii ki mümkün değil. Esty yüzleştiği tüm olaylarla kendisi baş etmelidir. Geçmişini yok saymamalı; geleceğini ise heyecanla yaşamayı beklemelidir. Sonunda kendinden bir parçayı kabullenerek, şarkısını söyleyerek, yeni hayatına ne kadar güçlü başlayacağını gözler önüne seriyor. Geçmişinden kaçmayı değil; geçmiş, gelecek tüm Esty’leri kabullenerek var olacaktır.

Kabuklarından çıkmayı başaran tüm Esty’lere…

Bu yazıyı paylaşın:
Next Post
Tek Dizide 16 Film: Our Belowed Summer
Previous Post
Kara Şövalye’nin İntikamı! (The Batman Spoilersız İnceleme)

Başlıklardan...

Menu