Yeniden Uyanış; Rönesans

“Resim, kelimeleri olmayan bir şiirdir.”Horace L’Abandon S.

Resim bir sanattır ve sanat, geçici, yalıtılmış ve belirsiz bir üretim değildir; insan ruhunun geliştirilmesi ve arındırılması için kullanılması gereken bir güce sahiptir.

Resim sanatı, yüzyıllar boyunca mitlerden ve mitolojik hikayelerden ilham alarak Rönesans’a kadar geldi. Rönesans kelimesi de Latince’den gelen yeniden doğuş sözcüğünden türetildi. Yeniden doğuş sözcüğü bir kalkışmanın geçmişle olan bağlarına dikkat çeker. Rönesans sanatçıları doğanın, anatominin bilgisine ulaşmaya çalışır ve bunları imgeler haline dönüştürürken, Yunan atalarının ustalık seviyelerine yükselmek isterler. Fakat bir yandan da antik yapılara bağlı kalmayı tercih etmemişlerdir.

“Teoloji” yerine “insanı” merkez alan Rönesans hareketi, insanı inceler ve onu yüceltmeyi hedefler. Birey olmanın bilincine varılarak, hayat ve sanat sorgulanmaya başlar.

Sanat tarihçileri Rönesans’ı ilk haber veren sanatçı olarak Giotto di Bondone’yi gösterirler. Resimleri mekan ve volüm değerlendirmelerindeki başarılarından dolayı hayli ilgi çekmiştir. Giotto kutsal konuları doğal bir şekilde resimleyen ilk kişiydi. Figürlerdeki psikolojik ifadeler, mavi, pembe, sarı ve kırmızı renklerin kullanımı o güne dek pek görülen şeyler değildi. Hatta Giotto’nun meşhur İtalyan ressamı Cimabue tarafından, babasının koyunlarını resimlerken keşfedildiğine dair bir efsane vardır. Olağan dışı ahenge sahip olan bu freskler, Padova’daki Cappela di Scrovengi veya Arena Şapeli’nin iç kısmında yer alır. Figürlerin yüzleri oldukça canlı ve doğaldır; fakat meleklerin kederi daha kaotiktir. İki grup halinde bulunan figürler, tepenin diyagonal çizgisi sayesinde ilişkilendirirler. Mekanın böylesine dinamik kullanılması da, Giotto’nun eserlerinin karakteristik bir özelliğidir. Işık ve gölgenin dikkatli kullanılmış olması sahneyi büyük bir gerçekçilik hissi ile kaplar.

Bu yeniden buluş çağı, geçmişin ve insan yalınlığının, sanatçı kişiselliğinin de yeniden bulunduğu dönemdir.  Onbeşinci yüzyılın ilk çeyreğinde bir grup sanatçı, geçmişin düşünceleriyle tüm bağlarını yeniden ele alarak teknik, yöntem ve düşünce açısından yepyeni bir sanat anlayışının ortaya çıkmasına yardımcı oldular. Sanatsal ilginin merkezi artık tanrı değil, her yerde varolan varlık, ama daha da çok insandı. Bu değişikliklerin vurgulanması, doğaya yakın olma ve insan figürünün güzelliğini resimleme anlamındaydı.

Rönesans sanatı sembol ve anlamlarla doludur, ancak eğitimsiz bir göze göre bu sahneler çok yalın bir görüntü gibi gelebilir. Sembollerin arkasındaki anlamı bilmek eseri daha iyi okumanıza izin verir ve sanatçıların neyi aktarmaya çalıştığı hakkında derin bir anlayış sunar.

Resim, belirsizliklerin, geri çekilişlerin dilidir. İnsanoğlu resmi aklının istediği yönlere eğip bükmüştür. Resim, insanın kararsızlıklarını, iniş çıkışlarını, evrelerini izler, onunla birlikte ileri atılır, geri çekilir, ya da bir perde arkasına gizlenir. Sanat eseri, gizemli ve anlaşılmaz bir biçimde sanatçıdan doğar, varlığını ondan alır. Ruhsal bir etki yaratacak güce sahiptir. İyi (güzel) bir eser olup olmadığı da bu içsel noktaya bakılarak söylenebilir.

“Formunun” kötü olması demek, anlamının ruhta uygun titreşimler yaratamayacak kadar zayıf olması demektir. Yalnızca ruhsal değeri tam ve tatmin edici olduğunda iyi resmedilmiştir. Doğal formu ihlal etmek diye bir sorun olamaz, önemli olan sanatçının nasıl bir forma ihtiyaç duyduğudur.  Anatomi açısından da benzer başka konularda da, malzeme seçiminde sanatçıya mutlak özgürlük verilmeli. Böylesi bir ruhsal özgürlük, yaşamda olduğu gibi sanatta da gereklidir. Sanatın yerini tutabilecek başka bir güç yoktur. İnsan ruhunun güçlendiği dönemlerde sanatın da gücü artar. Çünkü sanat ve ruh sıkı sıkıya bağlıdırlar ve birbirlerini tamamlarlar. 

Ruhun inançsızlıkla boğulduğu zamanlardaysa, sanat amaçsızlaşır ve sanat yalnızca sanat içindir denir. Sanatla ruh arasındaki bağ sanki zehirlenmiş, bilinç ise yitirilmiştir.

Kaynaklar: Flavio Conti(1982). Rönesans Sanatını Tanıyalım: İnkılap ve Aka

Gombrich. (2004). Sanatın öyküsü İstanbul: Remzi Kitabevi.

 

Kategori: Ortaya Karışık
Etiketler: ,
Bu yazıyı paylaşın:
Sonraki yazı
Ezginin Günlüğüne Cover Albümü
Önceki yazı
Eurovision Bu Sene Netflix’te

Başlıklardan...

Menü