Jekyll and Hyde: Gerçekliğin Müzikalle Birleşmiş Tiyatrosu

Öncelikle merhabalar efendim, size çok kısa bir süre önce Hayko Cepkin’in söyleşisinde sınırlı sayıda bilet dağıtması ve şansımın yüzüme gülmesiyle gittiğim bir tiyatrodan bahsetmek için buradayım.

Ama öncesinde Hayko Cepkin’in benim hayatımdaki yerinden biraz bahsedeyim.

Ben küçükken, annemin her zaman ilk yaptığı şey televizyondan müzik açıp ev halkını uyandırmak olurdu. O yüzden aklıma mutfakta yaptığımız kahvaltılar ve televizyonda açık olan powertürk  veya kralpop gelir.  Neredeyse her gün çalan o şarkıyla tanıdım Hayko Cepkin’i. “Yeni Bir Gün” o zamandan beri, ne tatlı komşu Ayşe Teyze’yi ne de Emekli Salih Öğretmeni unuttum. Hatta heyecanla pencereye bakardım güvercin gelir belki diye. O yaşlarda ne kadar anlamlı sözleri olduğunu fark edemiyordum. Şimdi ise buruk bir gülümsemeyle dinliyorum. Çocukluğumu da neşelendirdiğin için teşekkür ederim Hayko…

Küçük bir ek yapmam gerekirse, konserine gidilmesi gereken en önemli sanatçılardan biri bence. İleride Alzheimer falan olursam unutmak istemeyeceğim 5 şey arasına girer. Her şarkıda klip çekmeyi nasıl başardığını düşünüp durdum konser boyu…

Konuyu çok dağıtmadan tiyatroya dönmek istiyorum.

Jekyll and Hyde: Robert Louis Stevenson’ın klasik gerilim romanından uyarlanmış. Psikolojiye olan sevgimden dolayı, konu oldukça ilgimi çekmişti.  Kısaca bahsetmem gerekirse:

“Başrolümüz Dr. Jekyll babasının zihinsel sorunlarını çözmek için bir çabaya girer. Tedavi arayışında olan Jekyll, insanın doğasında var olan iyi ve kötü kavramlarını birbirinden ayırmak ve kötüyü devre dışı bırakmak ister. Fakat çalışmaları tıp camiasında çılgınca bulunduğundan kimseden destek göremez. Babasına onu kurtaracağına dair söz verdiğinden dolayı her şeyi yapmakta kararlıdır. Dr. Jekyll hazırladığı formülleri kendi üzerinde denemekten başka bir çaresi olmadığını fark eder. Deneyleri sonucunda içindeki karanlık tarafı uyandırmış olur. Ve Mr. Hyde bu sayede devreye girer.

Çoklu kişilik bozukluğu yaşayan Dr. Jekyll, geceleri kontrolü elinden bırakır ve Mr. Hyde ipleri ele alır. İçinde kin ve öfke beslemesinden kaynaklı, Londra’da kanlı cinayetlere yol açar. Jekyll’in nişanlısı olan Emma ve dostu John, doktorun davranışlarının garipliğini fark eder ve sağlığından endişe duymaya başlar. O sırada kendi hayatından endişe duyması gereken bir kabare şarkıcı vardır. Lucy, hem Dr. Jekyll hem de Mr. Hyde ile bir yakınlık kurar. Mr. Hyde kontrolü ele almaya başladığından, Jekyll’ın elleriyle yarattığı bu canavardan kurtulması için yapması gereken tek bir şey vardır… “

Tiyatroda, oyunculuklara da seslere de işleyişe de bayıldım. İçimdeki canavardan korktum diyebilirim. Herkesin içinde susturmayı başardığı ya da daha uyanmamış olan karanlık bir tarafı var bence. Tüm bunlar arasında, beni en çok etkileyen, Hayko Cepkin’in kahkaha sahnesiydi sanırım. İçimdeki ses tam o an kendini göstermeye çok müsaitti. Ama ben susturmayı seçtim. 🙂

 

 

Yazımı bitirirken sizi de çocukluğunuza götürmek adına bu linki bırakıyorum.

Yüzünüzdeki buruk gülümsemeyle,

“Hepinize hepinize elveda, dostlar elveda. “

Bu yazıyı paylaşın:
Önceki yazı
2023

Başlıklardan...